İslam'ın Kışı Ve Beklenen Baharı


Müslümanın Mücadelesi İlimle, Fikirle Olur

MUHABİR: Evet, biraz hocam terör hakkında konuşsanız, şu an Afganistan’da intihar saldırıları oluyor. İslam’da böyle bir şey var mı? İnsanların intihar edip de ben cihat ediyorum demeleri gibi bir şey var mı?
ADNAN OKTAR: İntihar etmesine ne gerek, bir kere intihar zaten haramdır. Bir insanı suçsuz ve haksız yere öldürmek, cehennemden hiç çıkmayacak şekilde cezaya mucip olan bir şeydir. Kendini öldüren insan bir insan öldürmüş oluyor ve büyük bir harama girmiş oluyor ve mazaAllah tövbe etmeden de gittiği için, ömür boyu cehennemde kalması tehlikesi vardır. Onun için Müslüman kendini öldüreceğine kendini eğitir, çok kaliteli hale getirir, bilgisini arttırır, sevgisini, şefkatini, merhametini, gücünü arttırır, gider insanlara tebliğ yapar. Gidip orada insanları bombalamaya ne gerek, git aralarına konuş, tebliğ et, İslam’ı anlat. Peygamber Efendimiz (sav) ilk zuhur yıllarında biliyorsunuz, kendini belli etmediği bir dönem vardı, yoğun olarak tebliğ yapıyorlardı, gizli gizli, sonra açık açık tebliğe başladılar, hakaret gördüler, baskı gördüler, dövüldüler, sövüldüler, tecrit edildiler, ambargo uygulandı hatta o ülkeyi bırakıp hicret edip başka yere gittiler. Bu kadar zorluklar içerisinde tebliğ yaptılar,Müslümanlar da bu şekilde yapacak, tebliğ yapacaklar, anlatacaklar, asmayla, kesmeyle bombalamayla bu yolda faydalı olamazlar, bu yanlış, Kuran’a da uygun değil, akıllı mantıklı hiç değil yani Kuran aklıyla, Kuran mantığı ile hiç uygun değil, çok yanlış.
Medrese açıyorlarsa çok güzel, maşaAllah. Dini imanı anlatsınlar, bilimden bahsetsinler, Darwinizm’in aleyhinde faaliyet yapsınlar, felsefeleri çürütsünler, Marksizm’e, Leninizm’e, faşizme, komünizme karşı ciddi bir ilmi faaliyet içinde olsunlar. Kültürlerini arttırsınlar, çok şık temiz giyinsinler, güzel ahlakı etrafa yaysınlar. İslam böyle yayılır. Gidip garibanların, ilgisiz alakasız adamların gidip ağzını burnunu kırmak, onları delik deşik etmek, bombalamak, bunlar İslam’da yok. Bunlar Peygamber Efendimiz (sav)’in hiçbir şekilde tasvip etmediği, Kuran’da olmayan, sonradan çıkarılmış, çirkin uygulamalar. Ve çirkin yanlış uygulamalar ve harama giriyorlar.
Doğrusu o medreseleri güllük gülistanlık hale getirmek. Modern ve güzel medreseler kurmak, orada insanları eğitmek, aydınlatmak değil mi, sevgiyi, barışı, kardeşliği, sevecenliği, insancıl olmayı, yardımseverliği, kısaca güzel ahlakı anlatmak ve etrafa yaymak. Bombalamayla din yayılmaz, bilakis ters etki yapar. Terör tamamen zarar verir. Ama bu tarzda bir çalışma dini çığ gibi yayar ve her yere İslam ahlakının hakim olmasına sebep olur inşaAllah. (Sayın Adnan Oktar'ın Afganistan Ayna röportajından, 12 Aralık 2008)

                                  

Önsöz

İlk baskısı 2001 yılında yapılan bu kitapta yer alan koşulların ve bilgilerin bir kısmı, geçen süre içerisinde bazı değişikliklere uğramıştır. Ancak, dünyanın dört bir yanında eziyete uğrayan, baskı gören, şehit edilen, sakat bırakılan, evlerini terk etmek zorunda kalan Müslümanlar olduğu gerçeği değişmemiştir. Kitabın bu baskısı yapılırken de, bu gerçek göz önünde bulundurularak bazı bilgiler güncellenmiş, ancak belirli bir döneme has olmayan, bu eseri okuyan herkesin vicdanına hitap eden ve her Müslümanın üzerindeki sorumluluğu hatırlatan bölümler aynen muhafaza edilmiştir.

Giriş

Vicdan Sahibi İnsanlara Çağrı...

zulüm gören insanlar
İnsan sıkça rastladığı olaylara karşı hemen bir alışkanlık kazanır. Hatta zaman içinde bu alışkanlık öyle bir hal alır ki, ilk gördüğünde kendisinde şiddetli bir şaşkınlık ya da tepki oluşturan olaylar, bir süre sonra rutin konulara dönüşür.
Dünya üzerinde süren savaşlar ve çatışmalar da böyle olaylardandır. Bir ülkede bir işgalin, katliamın veya soykırımın başlaması dünyanın dört bir yanında ilk önce şiddetli bir tepki oluşturur. Örneğin Bosna'da ilk çatışmaların başladığı günleri düşünelim, ya da Çeçenistan'ı, Filistin'i... Yakın zamanda babasının kucağında İsrail askerlerinin kurşunlarına hedef olan Filistinli çocuğun görüntüsü, kundaklarında katledilen Çeçen bebekler, Bosna'da büyük bir soykırıma maruz kalan kadınlar, yaşlılar, gençler...
İnsanlar, bu görüntüleri gördükleri ilk günlerde içlerinde duydukları tepkiyi, birşeyler yapma isteğini sık sık dile getirmişlerdir. Ancak ardı arkası kesilmeyen haberler zaman içinde dikkatlerini çekmez olur. Her gün yeni kişiler ölür, kadınlar tecavüze uğrar, çocuklar kurşunlara hedef olur, mayınlara basıp kolunu ya da bacağını kaybeder... Ancak insanların ilk günlerde verdikleri tepkiler yerini garip bir duyarsızlığa bırakır. Hatta gazeteleri aldıklarında, savaş haberlerinden çok hemen yan sütunda yer alan magazin içerikli bir haber ilgilerini çeker. Çünkü Filistin'de, Afganistan'da, Irak’ta, Keşmir'de ya da Doğu Türkistan'da her gün birkaç kişinin ölmesi, neredeyse "sıradan bir haber" haline gelmiştir.

İslam dünyasının karşısındaki tehlike

Müslümanların Karşısındaki Anti-İslami Enternasyonal

terörterör
terör

Çeçenistan

Tüm Dünyanın Gözleri Önünde Yaşanan Zulüm

çeçenistançeçenistan
çeçenistançeçenistan haritası

Filistin

Müslümanların İsrail'e ve Musevilere bakış açısı nasıl olmalıdır?

Filistin
Kitabın bu bölümünde yaklaşık 60 yıldır Filistinli kardeşlerimizin yaşadığı zulmü ve acıları inceleyeceğiz. Ancak Filistin'de yaşananları incelemeye başlamadan önce üzerinde durulması gereken önemli bir konu vardır, o da Müslümanların İsrail'e, Siyonizm'e ve Musevilere karşı tavrının nasıl olması gerektiğidir. Öncelikle şunu belirtmek gerekir ki, diğer eserlerimizde olduğu gibi bu kitapta da, yer alan eleştiriler tüm Musevi halkına veya tüm İsrail'e yöneltilen eleştiriler değildir. Bazı Musevilerin, batıl birtakım geleneklerin veya radikal düşüncelerin ya da ateizme dayalı ideolojilerin etkisinde kalarak şiddeti kışkırttıkları ve şiddete dayalı bir politikadan taraf oldukları bilinen bir gerçektir. Ancak bu, yaşanan acılardan ve çatışmalardan tüm Musevilerin sorumlu olduğu anlamına asla gelmez. Nitekim Allah'a bir olarak iman eden dindar Museviler de İsrail yönetimindeki bazı çevreler tarafından yürütülen şiddet politikasını eleştirmekte, hatta çoğu zaman onlar da bu baskının hedefi olmaktadırlar.

Keşmir

Müslüman Keşmir Halkı Yardım Bekliyor

keşmir halkıkeşmir haritası
Asya kıtasındaki pek çok Müslüman halk gibi Keşmir halkı da 20. yüzyılın ikinci yarısını çatışmalarla ve savaşlarla geçirdi. Keşmir'in yaklaşık 50 yıldır barışı, huzuru ve istikrarı yaşayamamasının başlıca nedeni ise işgalci Hindistan yönetiminin baskılarıydı.